Teknolojinin katkılarından bol bol etkilenen Yılmaz, Ersoy ve İlkkan; kolaylaşan hayatlarının büyüsüne kapılıp çok ama çok önemli bir şeyi unuturlar: NEZAKET!
Aslında hiçbir şey yapmayarak her şeye yön vermekte olan Yılmaz; kendisini hırs, gurur ve intikam duygularıyla pohpohlayan İlkkan ve Ersoy’la uğraşmaktadır.
Yılmaz, İlkkan ve Ersoy, kız arkadaşlarıyla mutlu mesut süregiden ilişkilerinin ansızın hayatlarına giren Girls’ Night Out kavramıyla allak bullak olacağından kesinlikle habersizdir.
"Kim derdi ki kırk yıllık arkadaşlar körleme bir ihtirasla suskunluğu baş tacı ederken bir kurban bütün cefayı çekecek ve üç kişi ancak bu sayede çukurdan çıkabilecek…"
Hayatta hiçbir şey için geç değildir gerçeğini çok geç anlayanlar, yitip giden kimlikler, acımasız bir motosiklet çetesi ve şehrin bir ucundan diğerine epik bir yolculuk..
Bir gün ergenlik, ebeveynlik, Türk Dili ve Edebiyatı, matematik, isyan ve daha niceleri bir yarışa tutuşmuş. Bu yarışın kazananları ve kaybedenleri sizi çok şaşırtacak.
Kendini bulmuş insanların kendini arayan insanları bulamaması sonucunda ortaya çıkan duygusal kopukluklara mümkün mertebe karışmamayı seçen Yılmaz, İlkkan ve Ersoy'un gerek dijital çağın şartları gerekse bireysel tedbirsizlikleri sonucunda bu kararlarından defalarca dönmek zorunda kalışları başta olmak üzere birçok başka şeyi de konu alıyor.
Yılmaz, Ersoy ve İlkkan'a çölde geçen bir kıssa anlatır. Ersoy ve İlkkan'ın bu kıssadan önemli miktarlarda hisse almaktan başka çaresi kalmamıştır.
Hayatını gözden geçirme fırsatı bulan Yılmaz, Ersoy ve İlkkan’ın da katılımıyla neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlamaya bir adım daha yaklaşacaktır.
Yılmaz, İlkkan ve Ersoy’un; beden-zihin, azim-konformizm ve sadakat-ihanet arasında sıkışarak perişan olmalarının yolunu açacak bir karar almaları kaçınılmaz olmuştur.
Basit bir şüphe yüzünden bir sosyal medya heyelanı başlatan İlkkan, Yılmaz'ın sağduyusuna yatıp kalkıp şükretmelidir.
Bir yandan New York’un beş büyük ailesinin gölgesinde büyümeye çalışan, diğer yandan bir sürü Şişko Tony arasında boğulan Indomabile Ailesi’nin reisi Don Yılmaz kolları sıvar.
Don Yılmaz’ı capo’ları İlkkan ve Ersoy arasında bir seçim yapmaya zorlayan Carlo Zonnaro; aşk, ihanet, gaddarlık, minnet ve teslimiyetle kaynayan bir kutuyu açtığının farkında bile değildir.