Ezgi’yle ilk on bin adım tecrübesini yaşayacak olan Süreyya, elbette bütün şartları zorlayacaktır; yoksa o Süreyya olmaz. Menemen yemek için kendisini bile şaşırtan bir girişimde bulunur ve inşaat işçilerinden, ayaklarını yerden kesecek bir istekte bulunur.
Süreyya, Ezgi’ye yol boyu yeni Süreyya’yı anlatıp durur. Hayat tecrübelerini paylaşmayı her şeyden çok isteyen Süreyya, yolda bunları anlatacağı mükemmel ortamı bulduğunu düşünür. Kendisine konuşması için yardımcı olacağını söyleyen Erdem’le iş birliği maalesef çok kısa sürer ve Erdem, Süreyya’nın en büyük düşmanı olur. Süreyya yine de yılmaz, konuşur ama ne dediğini ne kendisi ne de karşısındakiler anlar.
Süreyya’nın oğluyla arasını düzeltmesi için limited edition tişörtünü ona geri vermesi gerekir. Ama bu pek kolay görünmez; çünkü tişört uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Hikâyeye, tişörtü geri almak için memnun edilmesi gereken bir evsiz ve bir hamamcı da dahil olunca, Ezgi ve Süreyya yufka yüreklerini susturmak için herkesi memnun edecek bir çözüm bulmaya çalışırlar.
İddia deyince akla Ezgi’nin sevgilisi Dinç gelir. Bir de Süreyya’nın iddiası eklenince Ezgi cereyanda kalır. Dinç’in en büyük hayranıyken en büyük düşmanına dönüşmesi, Süreyya’nın iki dakikasını bile almaz. Tutkulu kişiliğinin bedelini ödemek zorunda kalan Dinç, bir kedi yavrusuna dönüşüverir. Aç ve öfkeli bir Süreyya’yı kimse karşısına almak istemez. Hele Ezgi asla...
Süreyya yeni bir şey bulunca herkesle paylaşmak ister. Madem herkesin tıkalı bir lavabo olduğunu keşfetmiştir, önüne gelen bütün tıkalı lavaboları açmayı kendine görev bilir. Ezgi’nin müşterisi Levent Bey’in tıkalı lavabosunu açtığında kardeşi Ezgi’nin maddi manevi büyük kayıplara uğrayacağını tahmin edemez. Peki bilse yine de yapar mıydı? Evet, Süreyya’dan hiçbir tıkalı lavabo kurtulamaz.
Süreyya ve Ezgi rutin kavgalarını ederken, Nevzat Hoca’nın Ezgi’den habersiz yürüyüşe davet edilmesi kavgayı iyice körükler. Ne Ezgi’nin ne de Süreyya’nın geri adım atmaya niyeti vardır. Ama Nevzat Hoca, engin hayat bilgisiyle bu durumu çözer. Üç simit, üç ayranın çözemeyeceği durum yoktur.
Ezgi ve Süreyya için başkalarına da on bin adım attırmak bir misyondur. Hele ki hala kızı Nilgün’ü bulmuşlarken ve Nilgün de onlardan bu konuda yardım istemişken. Bir görev bilinciyle çıktıkları bu yolda, Nilgün’ün istekleri bitmek bilmez; ikisini de sinirlendirir. İşi her zamanki gibi inada bindirirler. Ve her zamanki gibi kaybederler.
Kafası her zaman karışık Ezgi ve kafası hiç karışmayan Süreyya, cinsiyet partisine giderse ne olur? Ezgi yolda gururunu kıracak bir olay yaşayınca morali bozulur; bunu da bahane ederek gitmekten vazgeçer. Partinin sahiplerinden bile daha coşkulu olan Süreyya, partiye koşarak gider ama kız kardeşini de unutmaz. Hayattan koptuğunu düşünüp kardeşinin başrolde olduğu bir plan yapar. Her şeyden habersiz Ezgi ise başına gelenlerden sonra bu hayattaki en büyük sorununun Süreyya olduğunu fark eder.
Nerede nasıl davranılması gerektiğini çok iyi bildiğini düşünen Süreyya saklama kabını piknik yapan bir arkadaşının masasında görünce içinde fırtınalar kopar. Saklama kabını istemek o güne kadar onun için en ayıp şey olduysa da daha da ayıp şeyler yaparak kendini de Ezgi’yi de rezil eder. Bir saklama kabından en yakın arkadaşlarını kaybedecek noktaya geldiğini üstelik aynı zamanda oğlunun sosyal medya hesabına malzeme olduğunu fark etse de artık çok geçtir, gerçek yüzünü herkes görmüştür.
Süreyya, Ezgi neyi istemezse onu yapar. Doğum gününü kutlamak istemez ama Süreyya ister; çünkü bu fırsatı neden kaçırsın? Ezgi’nin müşterileriyle denk gelen talihsiz olayları Süreyya’nın doğum günü partisine dahil etme planı, kendilerini polisin önünde bulmalarına sebep olur. Ezgi, unutulmaz bir doğum günü yaşar.

