Ana içeriğe atla
FİLM

The Odyssey uzmanından Nolan’a ikinci salvo: “Görsel olarak çarpıcı, duygusal olarak boş”

06 Ağu 20263 dk okuma

Daha önemlisi, Nolan’ın şiddeti gösterme biçiminin filmin kendi mesajını sabote ettiğini düşünüyor.

Wilson’ın itirazı özetle şu noktada: Senaryo seyirciye insan hayatının ve merhametin önemli olduğunu söylüyor, kamera ise katliamları büyük ölçekli bir gösteriye dönüştürerek farklı bir değer sistemi kuruyor.

Truva Atı tartışmanın merkezine oturdu

Yeni yazının önemli bölümü Nolan’ın Truva Atı yorumuna ayrılıyor.

Wilson, film için inşa edilen yaklaşık 12 metrelik dev yapının fiziksel açıdan etkileyici olduğunu kabul ediyor. Özellikle atın deniz suyu yükselirken içindeki askerleri kapana kıstırdığı bölümün etkili olduğunu belirtiyor.

Sorunu ise görüntünün kendisinde değil, bu gösterinin hikâyede ne anlattığında görüyor.

Wilson, Homeros ve daha sonra Vergilius’ta Truva Atı anlatısının savaş, aldatma, kurbanlar ve zaferin bedeli üzerine daha karmaşık sorular oluşturduğunu savunuyor. Nolan’ın filminde ise mekanik işlemlerin —atın hareket ettirilmesi, kapıların açılması, silahların saklanması— insanların iç dünyasının önüne geçtiğini düşünüyor.

Bunu tek cümlede oldukça sert biçimde ifade ediyor: Film atın içini gösteriyor ama karakterlerin içini göstermiyor.

Odysseus yorumuna temel itirazı değişmedi

Wilson ile Nolan arasındaki asıl fikir ayrılığı Odysseus karakterinde düğümleniyor.

Nolan’ın Matt Damon tarafından canlandırılan Odysseus’u, savaştan dönen travmalı ve suçluluk taşıyan bir adam olarak yeniden yorumlanıyor.

Wilson ise Homeros’un karakterinin bu kadar tek bir psikolojik eksene indirgenemeyeceğini savunuyor. Ona göre kaynak metindeki Odysseus; şöhret, yemek, seks, aile, statü, hayatta kalma ve eve dönme gibi zaman zaman birbiriyle çelişen çok sayıda arzuyla hareket eden daha karmaşık bir figür.

Dolayısıyla Wilson’ın temel itirazı “Nolan kitaba sadık kalmadı” kadar basit değil.

Wilson ilk yazısında da uyarlamaların kaynak metni birebir takip etmek zorunda olmadığını, hatta en iyi uyarlamaların bazen orijinali radikal biçimde değiştirdiğini açıkça yazmıştı. Sorunu, Nolan’ın değişiklik yapması değil; yaptığı değişikliklerin kendi içinde yeterince güçlü bir fikir üretmediğini düşünmesi.

Çekim yapılan Batı Sahra’yı da tartışmaya dahil etti

İkinci yazının ilk eleştiriden ayrılan en sert bölümlerinden biri de filmin prodüksiyonuna yönelik.

Wilson, Calypso sahnelerinin Fas kontrolündeki tartışmalı Batı Sahra bölgesinde çekilmesini eleştiriyor. Bölgenin yerli Sahrawi halkının rızası olmadan gerçekleştirilen prodüksiyonu, filmin yabancıların topraklarına girmek, kaynak kullanmak ve misafirlik etiği üzerine kurmaya çalıştığı temalarla çelişkili buluyor.

Bu, Wilson’ın tartışmayı artık yalnızca “Homeros’ta böyle değildi” seviyesinde yürütmediğini de gösteriyor. Yeni yazı filmi kaynak metin, sinema dili ve yapım tercihlerinin aynı etik çerçevede değerlendirilmesi gereken bir bütün olarak ele alıyor.

Nolan doğrudan cevap vermedi

Wilson’ın ilk yazısı kısa sürede yalnızca sinema çevrelerinde değil edebiyat ve akademi dünyasında da tartışmaya dönüştü.

Yazar Joyce Carol Oates, Wilson’ın kullandığı dili eleştirirken başka klasikçiler de Nolan’ın uyarlama tercihlerine yeterince alan tanımadığını savundu. Wilson’ın yaklaşımını destekleyenler ise kaynak metinle onlarca yıl çalışmış bir akademisyenin popüler bir yönetmene karşı bu kadar açık konuşmasının tartışmayı zenginleştirdiğini düşünüyor.

Nolan ise Wilson’ı doğrudan yanıtlamadı. Daha sonraki bir röportajında bazı “amatör film eleştirileri” hakkında konuştu ancak sözlerini Wilson’a açık bir cevap olarak sunmadı.

The Odyssey etrafındaki tartışma da bu nedenle film eleştirisinin ötesine geçmiş durumda. Guardian, yapımın uyarlama tercihleri, kadın karakterleri ve kaynak metinle ilişkisi etrafında oluşan tartışmayı yazın büyük kültürel gündemlerinden biri olarak değerlendiriyor.

Tartışma artık “kitaba sadık mı?” sorusundan daha büyük

Wilson yeni yazısını merhamet meselesine bağlayarak bitiriyor.

Ona göre nefret ve yanlış bilginin yoğun olduğu bir dönemde sanatın yalnızca etkileyici görüntüler üretmesi yeterli değil; şiddetin insani maliyetini ve merhametin neden gerekli olduğunu gerçekten hissettirmesi gerekiyor. Nolan’ın filmi ise onun gözünde tam burada başarısız oluyor.

Bu yüzden Christopher Nolan ile Emily Wilson arasında oluşan tartışmayı klasik “kitap mı daha iyi, film mi?” kavgası olarak okumak eksik kalıyor.

Nolan, Wilson’ın çevirisinden söz ederek Homeros’u modern seyirciye taşıdı. Wilson ise şimdi o uyarlamanın yalnızca Homeros’a ne kadar benzediğini değil, Nolan’ın 3 bin yıllık hikâyeyi değiştirirken yerine hangi fikri koyduğunu sorguluyor.

Ve ilk eleştiriden sonra geri çekilmek yerine ikinci uzun yazısını yayımlaması, bu tartışmanın kapanmaya pek niyeti olmadığını gösteriyor.

Bu haberi paylaş

Diğer Film Haberleri

Tüm Haberler
CINE5

CINE5, film ve dizileri keşfetmenizi, ücretsiz içerikleri izlemenizi ve hangi platformlarda yayınlandığını öğrenmenizi sağlayan yeni nesil eğlence platformudur.

Copyright © 2026 CINE5, Tüm hakları saklıdır.