Eğer 80'lerin sonu veya 90'ların başında bir Pazar gazetesi okuduysanız, muhtemelen The Far Side'ı da görmüşsünüzdür. Gary Larson'un keskin zekası ve her konuya mizahi bir bakış açısıyla yaklaşma yeteneği, gerçekten sürrealist çizgi roman şeritleri ortaya çıkarmıştır. Larson, şeritleri bazen beklenmedik yönlere götürerek okuyucularını şaşırtmayı başarmıştır. Bir gün, Star Trek parodisiyle bir ensign'ın kırmızı bir gömlek giydiği için korkunç bir gerçekle yüzleşmesini anlatırken, diğer bir günde bir ineğin mangalda biftek pişirdiği ve diğer ineklerin dehşet içinde izlediği bir şerit sunabiliyordu.
The Far Side, bilim kurgu konularını ele aldığında gerçekten parlıyordu. Bunun nedeni, hem bilim kurgu hem de mizah türlerinin genellikle ağır konuları metaforlar aracılığıyla ele almasıdır. Bilim kurgu eserlerinde uzaylılar veya robotlar, insanlığın mücadele ettiği derin korkuları temsil ederken, mizah bu gerilimi hafifletmek için espriler kullanır. Larson'un bilim kurgu ve komik durumları resmetme yeteneği göz önüne alındığında, The Far Side'daki en iyi şeritlerin tuhaf bilim kurgu senaryolarını içerdiği sürpriz değildir.
2 Eylül 1994'te The Far Side, "Kovboylar ve uzaylıların sık sık romantize edilen imajı" başlıklı bir şerit yayınladı. Bu şeritte, bir kovboy at sırtında, uçan dairelere ateş açarak düz arazide ilerliyor. Şerit, The Far Side'ı okumaya değer kılan absürt imgeleri kullanarak, bir kovboyun uzaylılar tarafından kovalanmasının tamamen saçma ama dikkat çekici bir fikir olduğunu gösteriyor. Başlığı da, birçok film ve TV şovunun Western temasını silahşörler ve açık arazilerle basitleştirerek romantize etme eğilimlerine göndermede bulunuyor.
Şeridin etkileyici yanı, uzaylılar ile insanlık arasındaki karşılaşmanın ne kadar tek taraflı olabileceğini ince bir şekilde önermesidir. Independence Day veya Stargate'in bize anlattıklarının aksine, yıldızlardan gelen ziyaretçilerin muhtemelen insanlığın geliştirdiği teknolojiden çok daha ileri silah ve teknolojiye sahip olacağı gerçeği göz ardı edilemez. Eğer bu uzaylıları Disclosure Day'deki gibi karşılayacak olursak, sonuçların pek de hoş olmayacağı aşikardır. Bu durum, birçok Western'in oynadığı "Manifest Destiny" kavramıyla da örtüşmektedir; çünkü bu tür yapımlar, yerleşimcilerin başka insanların yaşadığı topraklara nasıl daldığını sıklıkla göz ardı eder.