DİZİStar Trek: Strange New Worlds 4. Sezon İncelemesi
Star Trek: Strange New Worlds'ün 4. sezonu, 3. sezon finalinin üzerinden sadece bir yıl geçtikten sonra bu hafta Paramount+’ta başlıyor. İlk altı bölüm, dizinin dönüş tarihinden önce incelemeye gönderildi ve bu, Star Trek’in 60. yıl dönümü kutlamalarıyla San Diego Comic Con’da aynı zamana denk geliyor. 3. sezon, Pike’ın (Anson Mount) kız arkadaşı Kaptan Batel’in (Melanie Scrofano) tartışmalı ölümüyle sona ermişti. 4. sezon, bazı yönlerden eski formuna dönüşü simgeliyor. Ancak, dizinin temelindeki bazı sürekli sorunlar hala devam ediyor.
Her bölüm, bir saatlik mini bir film gibi ilerlerken, ilk bölümlerde dikkat çekici karakter anları bulunsa da, dizi karakterlerini insanlar yerine nesne gibi ele almaya devam ediyor. Her hafta, Strange New Worlds karakterleri duygusal olarak sıfırlanıyor ve önceki deneyimlerinin mevcut davranışları üzerinde pek etkisi olmuyor. Bu durum, hikayenin gelişimi yerine bölümün olay örgüsüne hizmet ediyor. 4. sezon, dizinin ne olmak istediğini bulmuş gibi görünse de, bu farkındalık, USS Enterprise ekibinin derinliği ve gelişimi açısından bir kayba neden olmuş.
Strange New Worlds’ün en eğlenceli ve etkileyici yönü, her bölümde farklı türlere geçiş yapabilme yeteneği. Akiva Goldsman’ın Collider’a söylediği gibi, “dünyalarımız türlerdir” ve bu, 4. sezonda oldukça doğru. İlk altı bölüm, klasik Star Trek hikayeleri ile başlarken, ortadaki dört bölüm korku, arkadaş komedisi, kara film ve kuklalar gibi türler arasında geçiş yapıyor. Bu çarpıcı geçişler, izleyicilere her hafta yeni ve görsel olarak keyifli bir şey sunuyor.
Ancak, karakterler arasındaki ilişkiler hala bir düşünce gibi görünüyor. Sezon, açıkça queer bir karakter içermiyor ve Pike ile Batel arasındaki ilişki olmadan, 4. sezon romantik aşk açısından neredeyse boş. Dizi, karakterlerin gelişimini derinlemesine ele almakta zorlanıyor ve bu durum, izleyicilerin karakterlerle duygusal bir bağ kurmasını engelliyor. 4. sezon, Star Trek hayranları için izlenmeye değer olsa da, daha derin bir deneyim arayanlar kendi hayal güçlerini kullanmak zorunda kalacak.
Her bölüm, bir saatlik mini bir film gibi ilerlerken, ilk bölümlerde dikkat çekici karakter anları bulunsa da, dizi karakterlerini insanlar yerine nesne gibi ele almaya devam ediyor. Her hafta, Strange New Worlds karakterleri duygusal olarak sıfırlanıyor ve önceki deneyimlerinin mevcut davranışları üzerinde pek etkisi olmuyor. Bu durum, hikayenin gelişimi yerine bölümün olay örgüsüne hizmet ediyor. 4. sezon, dizinin ne olmak istediğini bulmuş gibi görünse de, bu farkındalık, USS Enterprise ekibinin derinliği ve gelişimi açısından bir kayba neden olmuş.
Strange New Worlds’ün en eğlenceli ve etkileyici yönü, her bölümde farklı türlere geçiş yapabilme yeteneği. Akiva Goldsman’ın Collider’a söylediği gibi, “dünyalarımız türlerdir” ve bu, 4. sezonda oldukça doğru. İlk altı bölüm, klasik Star Trek hikayeleri ile başlarken, ortadaki dört bölüm korku, arkadaş komedisi, kara film ve kuklalar gibi türler arasında geçiş yapıyor. Bu çarpıcı geçişler, izleyicilere her hafta yeni ve görsel olarak keyifli bir şey sunuyor.
Ancak, karakterler arasındaki ilişkiler hala bir düşünce gibi görünüyor. Sezon, açıkça queer bir karakter içermiyor ve Pike ile Batel arasındaki ilişki olmadan, 4. sezon romantik aşk açısından neredeyse boş. Dizi, karakterlerin gelişimini derinlemesine ele almakta zorlanıyor ve bu durum, izleyicilerin karakterlerle duygusal bir bağ kurmasını engelliyor. 4. sezon, Star Trek hayranları için izlenmeye değer olsa da, daha derin bir deneyim arayanlar kendi hayal güçlerini kullanmak zorunda kalacak.
Kaynak







