Netflix'te Unutulmuş 8 Gizem Filmi

Collider

Article image
Gizem filmleri konusunda hafızamızda bir sorun var gibi görünüyor. Akışkan içeriklerin altın çağında yaşıyoruz; whodunnit'ler, psikolojik gerilimler ve sürpriz dolu uyarlamalarla dolup taşan bir dönemde, bu filmleri yayınlandıktan bir hafta sonra unutuyoruz. Bu liste, Netflix'in kalabalık gizem film arşivinde geri dönmeyi hak eden yapımları keşfetmenize yardımcı olacak. Bu filmler, açılış sahnesinden son sürprizine kadar sağlam bir yapıya sahip ve çoğunuzun varlığını unuttuğu yapımlar.

Juel Taylor'ın yönetmenlik debutu olan They Cloned Tyrone, bir uyuşturucu satıcısının cinayete kurban gitmesiyle başlıyor. Ertesi sabah hiçbir şey olmamış gibi uyanan karakter, nedenini araştırmaya karar veriyor. Bu basit premise, neon ışıklarla dolu, retro tarzda bir komplo gerilimine dönüşüyor. John Boyega, yeniden hayata dönen bir dolandırıcıyı canlandırırken, Jamie Foxx, kendine has anlatım yeteneği olan bir pavyon sahibi olarak karşımıza çıkıyor. Teyonah Parris ise, odadaki en zeki kişi olarak öne çıkıyor.

Üçlünün kimyası oldukça etkileyici, prodüksiyon tasarımı titiz bir şekilde hazırlanmış ve Taylor'ın senaryosu, hem güldüren hem de rahatsız edici bir şekilde hükümetin siyah topluluklar üzerindeki deneyimlerine dair uzun ve belgelenmiş bir geçmişi ele alıyor. Film, Rotten Tomatoes'tan %95 puan alarak dikkat çekti, ancak Barbenheimer gibi diğer yapımların gölgesinde kaldı. Bu kadar iyi bir kadro ve çılgın bir konseptle, They Cloned Tyrone'ın Get Out veya Sorry to Bother You gibi konuşulması gereken bir film olması gerektiği aşikar.

Scott Cooper'ın 2022 yapımı The Pale Blue Eye, Christian Bale'in canlandırdığı emekli bir dedektifin, 1830 yılında bir askeri akademideki bir öğrencinin korkunç ölümünü araştırmasını konu alıyor. Bu araştırmada ona eşlik eden ise, Harry Melling'in canlandırdığı tuhaf bir genç kadet olan Edgar Allan Poe. Gizem, izleyiciyi hemen ilk saati tekrar izlemeye teşvik edecek şekilde çözülüyor, ancak The Pale Blue Eye aslında bir cinayet soruşturması kılığına girmiş bir buluşma filmi. Atmosferi o kadar etkileyici ki, sadece bu yönüyle bile izlemeye değer.

Mila Kunis'in canlandırdığı Ani FaNelli, New York Magazine'de çalışan, keskin dilli bir yazar. Hayatı, bir vizyon panosunun gerçeğe dönüşmüş hali gibi görünüyor. Ancak, Ani'nin geçmişinde sakladığı karanlık bir sır var. Jessica Knoll'un çok satan romanından uyarlanan Luckiest Girl Alive, Ani'nin geçmişini yeniden gözden geçirmesi için bir belgeselci tarafından zorlandığında, her şeyin nasıl çökebileceğini gösteriyor. Bu film, Gone Girl'ün daha öfkeli ve mücadeleci bir kuzeni gibi.

Florence Pugh'un başrolde olduğu bir İrlanda gizem filmi, izleyicileri derinden etkileyen bir hikaye sunuyor. 1862 yılında, Lib Wright adlı bir hemşire, bir köyde açlık grevi yapan bir kızı gözlemlemek üzere gönderiliyor. Yerel halk, bu durumu ilahi bir mucize olarak yorumlarken, Lib bunun arkasında başka bir gerçek olduğunu düşünüyor. Emma Donoghue'un romanından uyarlanan bu film, izleyiciyi rahatsız edici bir atmosferde tutarak, insan doğasının derinliklerine iniyor.