Mexico 86: Netflix'in Futbol Hikayesi Beklentileri Karşılayamıyor

Screen Rant

Article image
Dünya Kupası heyecanı tüm dünyayı sarmışken, bir sonraki turnuvanın 11 Haziran'da başlayacağı duyuruldu. Bu durum, futbol tutkusunun herkes tarafından benimsenmesine neden oldu ve Netflix de bu dalgaya katılarak yeni filmi Mexico 86'yı bu Cuma yayınlıyor. Film, ülkesinin onurunu korumak için her şeyi göze alan düşük seviyeli bir futbol federasyonu çalışanı olan Martín de la Torre'nin hikayesini anlatıyor.

Mexico 86, Pablo Escobar'ın terör döneminin Kolombiya'nın 1986 Dünya Kupası'nı düzenleme planlarını terk etmesine neden olmasının ardından FIFA'nın yeni bir ev sahibi ülke bulma çabasını konu alıyor. ABD, Mısır, İsveç ve Meksika gibi birçok ülke bu yarışa katılırken, Martín de la Torre, Meksika'nın Dünya Kupası'na ev sahipliği yapma iddiasını desteklemek için siyasi pazarlıklar ve cesaretle yola çıkıyor. Ancak, film ilerledikçe izleyici ile hikaye arasında bir kopukluk olduğu giderek daha belirgin hale geliyor.

İlginç bir konuya sahip olmasına rağmen, Mexico 86, izleyicileri hikayeye yatırım yapmaya ikna etmekte yetersiz kalıyor. Bu durum, filmin yalnızca futbolseverler için ilgi çekici olabileceği anlamına geliyor; oysa Netflix, genel izleyici kitlesini de çekmeyi umuyordu. Ayrıca, Dünya Kupası ev sahibi ülkesi etrafındaki yolsuzluk ve kaos hikayesi, son birkaç on yılda FIFA'nın yaptığı her şeyle örtüşüyor ve bu da futbol takipçileri için tanıdık bir durum.

Filmin hikayesi ilerledikçe beklenmedik bir şekilde değişiyor. İlk bölüm, Dünya Kupası'nın ev sahipliği hakları için bir mücadele olarak kurgulanmışken, Meksika'nın ev sahibi ülke olarak adının anılması 40. dakikada gerçekleşiyor. Hikaye, Diego Luna'nın karakterinin turnuvaya hazırlık sürecini takip etmeye başlıyor ve Meksika'da meydana gelen yıkıcı bir deprem sonrası ABD'nin ev sahipliği görevini üstlenme girişimlerine karşı mücadele ediyor. Sonuç olarak, film, 1986 Dünya Kupası'nın ötesine geçerek farklı bir yön alıyor.