Kitaplardan Daha İyi Olan 10 Sinema Başyapıtı
Collider
Sadık okuyucular sıklıkla, en sevdikleri romanların uyarlamalarının asla kaynak materyal kadar iyi olmadığından şikayet ederler. Ancak gerçekte, bu kadar geniş bir materyali mükemmel bir şekilde tek bir izleme deneyimine dönüştürmek oldukça zordur. Büyük bir franchise değilseniz, bir kitabı iki parçaya ayırma şansına sahip olmak nadirdir. Yine de, zaman zaman, bir film kaynağı olduğu kitaptan daha iyi hale gelerek başyapıt statüsüne ulaşabiliyor.
Sadık uyarlamalar veya tamamen farklı dönüşümler olsun, bu on başyapıt, sayfalarındaki karşıtlarından çok daha üstündür. İtalyan mafyasının acımasız hikayelerinden, liselerdeki zorbalıklara, tabu aşklardan beklenmedik dostluklara kadar uzanan bu filmler, o kadar iyidir ki, bazen nereden geldiklerini hatırlamadan kendi başlarına yaşamaya devam ederler. Kaynak materyallerine bir şey katmıyor olsak da, genellikle ekranı sayfaya tercih ediyoruz.
İki yüzyıldan fazla bir süre geçti ve hâlâ Brokeback Mountain'dan vazgeçemiyoruz. Annie Proulx'un 1997 tarihli kısa hikayesinden uyarlanan bu Ang Lee yönetmenliğindeki romantik drama, iki çiftlik işçisi olan Ennis Del Mar (Heath Ledger) ve Jack Twist (Jake Gyllenhaal) arasındaki derin aşkı konu alıyor. 1963 ile 1983 yılları arasında Amerikan Batısı'nda geçen Brokeback Mountain, yoğun toplumsal homofobi ortasında gizli, on yıllık bir aşkın acı veren zorluklarını keşfediyor.
Brokeback Mountain, geleneksel, sert erkeklik ve heteronormatif beklentileri yücelten bir toplumda tabu bir yaşam sürmenin ağır duygusal yükünü vurgulayan, güzel bir şekilde acı veren bir hikaye. Gay kovboy klişesinin ötesine geçerek, pişmanlık, bastırılmış arzu ve beklentilerin yıkıcı etkilerini evrensel ve yürek burkan bir şekilde keşfediyor. Bir zamanlar sadece 14 sayfalık bir hikaye olan bu eser, etkileyici bir destana dönüştürüldü. Proulx'un hikayesi duygusal bir mesafeden yazılmışken, yazarlar Diana Ossana ve Larry McMurtry karakterleri derinlemesine işleyerek Ennis ve Jack’in hikayesine samimi bir bakış sunuyor. Ledger ve Gyllenhaal ise karakterlerine hayat vererek sinemanın gördüğü en büyük aşk hikayelerinden birini sunuyor.