Happy Hours: Katie Holmes ve Joshua Jackson'ın Yeniden Buluşması

The Hollywood Reporter

Article image
Katie Holmes'un yazıp yönettiği ve başrolünde yer aldığı Happy Hours, Dawson’s Creek hayranları için gerçek bir nostalji kaynağı sunuyor. Eski dizi arkadaşı Joshua Jackson ile birlikte rol alan Holmes, ikilinin hala göz ardı edilemeyecek bir kimyaya sahip olduğunu ve orta yaşın oldukça iyi göründüğünü kanıtlıyor. Ancak, Tribeca Festivali'nde dünya prömiyerini yapan bu romantik dramada karakterler ve durumlar o kadar yapay ve inandırıcı değil ki, izleyiciler kendilerini kafa karışıklığı içinde bulabiliyor.

Film, yıllar sonra yeniden bir araya gelen eski lise aşklarını konu alıyor ve hikaye başlamadan önce Alan Watts'tan bir alıntı ile başlıyor. Bu, Holmes'un çok okuduğunu göstermeye yönelik ilk denemelerinden biri. Neruda ve Rilke gibi şairlere yapılan göndermelerle birlikte, Holmes'un Woody Allen filmlerini de izlediği açıkça ortaya çıkıyor. Bu durum, izleyicilere filmin derinlikten yoksun olduğunu hissettirebilir.

Manhattan'da geçen hikaye, Central Park'tan Washington Square Park'a ve Chinatown'a kadar herkesin en fotojenik yerlerde günlük yaşamına devam ettiği bir ortamda geçiyor. Şehirde yaşamayanlar için bile tanıdık olan bu mekanlar, filmin görsel çekiciliğini artırıyor. Holmes, artık ünlüleri çekmekle ilgilenmeyen, yeni boşanmış bir foto muhabiri olan Liz karakterini canlandırıyor. Ancak, ajansı tarafından bu durumdan rahatsızlık duyuluyor.

Sonuç olarak, Happy Hours, izleyicilere nostaljik bir deneyim sunarken, bazı sahneleri ve karakterleriyle kafa karıştırıcı bir yapıya sahip. İzleyicilerin bu filmden alacakları tat, kişisel beklentilerine bağlı olarak değişebilir.