Filmleri artık kim seçiyor: Seyirci mi, algoritma mı? Sinema sektörü Locarno’da masaya oturuyor
Bir filmin seyirciyle buluşmasına artık yalnızca yapımcılar, dağıtımcılar ve festival programcıları karar vermiyor. İzlenme geçmişini ölçen sistemler, kullanıcı davranışlarını sınıflandıran veri modelleri ve hangi hikâyenin “iş yapacağını” öngörmeye çalışan algoritmalar da sektörün görünmez karar masasında yer alıyor.
5 Ağustos’ta başlayacak 79. Locarno Film Festivali, bu değişimi yalnızca filmler üzerinden değil, sektörün çalışma biçimi üzerinden ele alacak. Festivalin 5-11 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek profesyonel kolu Locarno Pro; yapay zekâ, algoritmik kararlar, şirket birleşmeleri, finansman ve yaratıcı özgürlük arasındaki gerilimi sektör temsilcileriyle tartışacak.
Programın merkezinde tek soru var: Sinemayı kim yönetiyor?
Locarno Pro’nun StepIn toplantıları bu yıl “Power, People, Data” başlığı altında düzenleniyor. Programın en dikkat çekici oturumlarından biri ise “Films vs. Formula: Algorithms, Consolidation and Creative Freedom” adını taşıyor.
Festival yönetiminin kendi tanıtımında da doğrudan sorduğu soru açık... Algoritmalar hangi filmleri izleyeceğimize karar verdiğinde ne olur?
Yaklaşık 2 bin uluslararası sektör profesyonelini bir araya getiren Locarno Pro, bu soruyu yalnızca seyirci önerileri üzerinden ele almayacak. Veri sistemlerinin hangi projelerin geliştirileceği, hangi filmlerin satın alınacağı, hangi pazarlarda gösterileceği ve hangilerinin görünürlük kazanacağı üzerindeki etkisi masaya yatırılacak.
Algoritma yalnızca izleme listesi hazırlamıyor
Yayın platformlarında algoritmalar genellikle kullanıcıya gösterilen önerilerle anılıyor. Ancak sistemin sektör üzerindeki etkisi ana sayfadaki film sıralamasından daha geniş.
İzleyicilerin bir yapımı kaç dakika izlediği, hangi sahnede çıktığı, hangi oyuncunun bulunduğu içeriklere yöneldiği ve hangi türleri peş peşe tükettiği gibi veriler; yeni yapımların geliştirilmesinden pazarlama kampanyalarına kadar farklı kararlarda kullanılabiliyor.
Locarno’daki tartışmanın odaklarından biri de verinin yaratıcı sezginin yerini almaya başlayıp başlamadığı olacak. Bir yönetmenin anlatmak istediği hikâye ile platformun izlenebilir bulduğu formül çatıştığında son sözü kimin söylediği, artık bağımsız sinemanın da temel meselelerinden biri. Locarno Pro programı, algoritmaların ve yapay zekânın yaratıcı karar alma süreçlerine giderek daha fazla girdiğine özellikle dikkat çekiyor.
Yapay zekâ üretim aracından karar vericiye dönüşüyor
Yapay zekâ tartışması son yıllarda çoğunlukla senaryo yazımı, görüntü üretimi, ses klonlama ve dijital oyuncular üzerinden yürütüldü. Locarno Pro ise meseleyi yalnızca “Bir film yapay zekâyla üretilebilir mi?” sorusuna sıkıştırmıyor.
Asıl kaygı, teknolojinin yapım sürecinde kullanılan bir araç olmaktan çıkıp hangi projelerin ticari karşılık bulacağına karar veren sisteme dönüşmesi. Yapay zekâ modellerinin geçmiş başarıları temel alması, daha önce denenmiş türleri ve tanıdık anlatı kalıplarını öne çıkarırken ölçülmesi zor, yenilikçi veya yerel hikâyeleri geriye itebilir.
Bu risk özellikle bağımsız sinema için daha büyük. Büyük markalara, yıldız oyunculara veya milyonlarca kullanıcıdan toplanmış geçmiş verilere dayanmayan bir filmin algoritmik değerlendirmede kendisine nasıl yer bulacağı, Locarno’daki toplantıların yanıt arayacağı sorular arasında.
Şirket birleşmeleri seçenekleri azaltıyor
Locarno’nun gündemindeki diğer büyük başlık medya sektöründeki konsolidasyon. Stüdyoların, yayın platformlarının, satış şirketlerinin ve dağıtım ağlarının daha az sayıda şirketin kontrolünde toplanması, yalnızca şirket tabelalarını değiştirmiyor.
Bağımsız yapımcıların karşısındaki alıcı sayısı azalırken aynı şirket; bir filmin finansmanına, dağıtımına, tanıtımına ve platformdaki görünürlüğüne aynı anda karar verebiliyor. Locarno Pro, küresel platformların yerel pazarlar üzerindeki etkisini ve bağımsız sinemanın bu yapı içinde yaratıcı özerkliğini nasıl koruyabileceğini tartışacak.
Bu nedenle yaratıcı özgürlük meselesi yalnızca sansür veya içerik müdahalesiyle sınırlı değil. Bir filmin hiç finanse edilmemesi, satın alınmaması ya da algoritmanın derinliklerinde görünmez hâle gelmesi de yeni dönemin kontrol biçimleri arasında.
Bağımsız sinema için para arayışı da masada
Locarno Pro, teknoloji eleştirisinin yanında alternatif finansman modellerini de gündemine alıyor. Özel yatırımcıların sinemaya çekilmesi, kamu ve özel sektör ortaklıkları, uluslararası ortak yapımlar ve geleneksel fonların dışındaki kaynaklar için ayrı oturumlar düzenlenecek.
İkinci kez gerçekleştirilecek Locarno Investment Community de özel yatırımcıları Avrupa bağımsız sinemasıyla bir araya getirecek. Festival yönetimi, yeni finansman modellerini bağımsız filmin hayatta kalması için artık bir tercih değil, zorunluluk olarak görüyor.
Locarno’da birkaç gün boyunca tartışılacak mesele bu yüzden yalnızca yapay zekânın film üretip üretemeyeceği değil. Daha temel bir soru var: Hangi hikâyelerin çekilmeye değer olduğuna, hangi filmlerin izleyiciye ulaşacağına ve sinemanın geleceğinin nasıl şekilleneceğine insanlar mı karar verecek, yoksa geçmiş verilerden güvenli formüller çıkaran sistemler mi?
Sinemanın önündeki tehlike algoritmaların kötü film önermesi değil. Asıl tehlike, henüz çekilmemiş farklı bir filmin neden var olmaması gerektiğine algoritmanın önceden karar vermesi.







