En Hayal Kırıcı Best Picture Kazananları: Oscar Tarihinin Tartışmalı Seçimleri
Collider
Oscar Akademisi'nin Best Picture ödülü her zaman en iyi filmi seçmek için verilmez. Parasite, Yüzüklerin Efendisi: Kralın Dönüşü ve Lawrence of Arabia gibi filmler istisna olsa da, tarih boyunca Oscar'ın en prestijli kategorisinde bazı tartışmalı kazananlar olmuştur. Bu hayal kırıcı seçimler, hem yıl içindeki başka değerli filmlerden daha az başarılı olması hem de sanat yönetimi açısından başarısız olması açısından eleştiri almıştır. Cavalcade örneğin, 19. yüzyılın sonundan 20. yüzyılın başlarına uzanan bir İngiliz ailesinin hikayesini anlatmakla birlikte, modern standartlarda izlenebilirliği oldukça sınırlıdır.
Spotlight ise daha güncel bir örnek sunmaktadır. Katolik Kilisesi'ndeki çocuk istismarı skandalını ortaya çıkarış bir gazeteciliği anlatarken, yönetimsel açıdan sorunludur. Film, haber dramatizasyonlarında kullanılan formülleri mekanik bir şekilde takip ederek neredeyse uyuşturucusu bir deneyim yaratır. Önemli bir konuyu ele almasına ve amaçlanmış bir amaca hizmet etmesine rağmen, Spotlight sıkıcı ve katı bir anlatıyla izleyiciyi hayalkırıklığına uğratır. 2016 yılında The Social Network gibi çok daha yenilikçi ve canlı bir film varken, Spotlight'ın seçilmesi bu hayal kırıklığını artırmaktadır.
The Greatest Show on Earth ve The King's Speech gibi yapımlar ise farklı nedenlerle sorunludur. 1952'de The Greatest Show on Earth, High Noon ve The Quiet Man'e tercih edilmiş, hatta o yılın belki de en iyi filmi olan Singin' in the Rain bile adaylığa alınmamıştır. Benzer şekilde, The King's Speech, Tom Hooper'ın tuhaf yönetimsel seçimleriyle gözlüğü zorlayan bir yapımdır. Konuşma engeli olan bir kraliyet üyesinin hikayesi ne kadar ilginç sunulursa sunulsun, bu film Oscar'ın 2011'deki seçiminde göz ardı ettiği The Social Network'ün yanında basit Oscar aday adayı görünmektedir. Oscar tarihinin bu seçimleri, ödülün her zaman sanat değil, kurumsal tercihlerle işleyebileceğini göstermektedir.