Ana içeriğe atla
FİLM

Christopher Nolan’ın The Odyssey söyleşisi viral oldu: Bu kez konu IMAX değil, Homeros

03 Ağu 20263 dk okuma

Christopher Nolan son haftalarda The Odyssey için defalarca kameraların karşısına geçti. IMAX kameralar, denizde yapılan çekimler, prodüksiyonun büyüklüğü ve pratik efektler konuşuldu. Çin’de verdiği son röportajın viral olmasının nedeni ise bunların hiçbirinin sohbetin merkezinde olmaması.

The Hollywood Reporter, 3 Ağustos’ta yayımladığı haberinde Nolan’ın podcaster Zhong Shu ile yaptığı söyleşinin özellikle felsefi soruları nedeniyle sosyal medyada geniş biçimde paylaşıldığını aktardı. Sohbet, The Odyssey’nin nasıl çekildiğinden önce Nolan’ın Homeros’u nasıl okuduğunu sorguluyor.

İlk soru bile alışılmış basın turundan farklıydı

Zhong Shu, konuşmaya Nolan’ı modern çağın hikâye anlatıcılarından biri olarak Homeros’la karşılaştırarak başladı. Buradan hareketle The Odyssey’nin binlerce yıl önce kurulmuş değer dünyasının bugünün sinemasına nasıl çevrilebileceğini sorguladı.

Sohbet ilerledikçe sorular çok daha doğrudan hâle geldi. Nolan’ın Homeros’un metninde bulunmayan bazı ahlaki vurguları filme ekleyip eklemediği, hatta eseri modern ve kısmen Hristiyan bir vicdan anlayışına yaklaştırıp yaklaştırmadığı tartışıldı.

Nolan bu okumayı bilinçli bir dinî dönüştürme olarak tanımlamadı. Kendisinin esas olarak antik Yunan’daki xenia, yani yabancıya ve misafire karşı karşılıklı sorumluluk fikrine yoğunlaştığını anlattı. Filmde daha kolay anlaşılması için “Zeus’un yasası” olarak verilen bu ilkenin, toplumları bir arada tutan davranış kurallarıyla bağlantısını kurdu.

Odysseus’un kibri masaya yatırıldı

Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Homeros anlatısının temel kavramlarından hubris üzerine yapılan tartışma oldu.

Zhong Shu, Odysseus gibi büyük bir kahramanın gururundan dolayı pişman olmak zorunda olup olmadığını sordu. Buradan sohbet yalnızca The Odyssey’ye değil, modern sinemanın kahraman yaratma biçimine geçti.

Nolan’a göre günümüz seyircisinin bir karakterle kurduğu ilişki, hikâye anlatıcısının yüzlerce yıl önceki bir destanı olduğu gibi aktarmasını imkânsızlaştırıyor. Yönetmen, çağdaş seyircinin “büyük” karakterlerden bile hesap verebilirlik ve insani bir kırılganlık beklediğini savundu. Hikâye anlatıcısının da izleyicinin filme getirdiği bu beklentiyi hesaba katmak zorunda olduğunu söyledi.

Bu tartışma, The Odyssey’nin gösterime girmesinden bu yana yapılan önemli eleştirilerden biriyle de doğrudan kesişiyor. Bazı klasikçiler, Nolan’ın Homeros’taki daha problemli ve kibirli Odysseus’u modern seyircinin bağ kurabileceği daha vicdanlı bir kahramana dönüştürdüğünü savunmuştu.

Nolan film eleştirisine de girdi

Söyleşi sırasında konu bir noktada film eleştirisinin çalışma biçimine kadar uzandı.

Nolan, bir hikâyenin seyircide duygu yaratmak için kullandığı mekanizmanın fark edilmesinin o mekanizmayı otomatik olarak geçersiz kılmadığını savundu. Bir eleştirmenin “Neden etkilendiğimi anladım, o hâlde işe yaramıyor” sonucuna varmasını problemli bulduğunu anlattı.

Buradan hareketle sinemanın ortak bir anlatı dili oluşturduğunu söyledi. Hollywood’un yaklaşık bir asır içinde dünyanın farklı kültürlerindeki seyircilerin anlayabildiği bir görsel hikâye grameri yarattığını savunan Nolan, filmlerin kendi kültürel sınırlarının dışına çıkabilmesini bu ortak dile bağladı.

Memento üzerinden kendi anlatı yöntemini açıkladı

Konuşmanın The Odyssey’yi aşan en ilginç bölümlerinden biri de gelenek ile yenilik arasındaki denge üzerineydi.

Nolan, bir hikâyeyi tamamen sıfırdan kurulmuş kurallarla anlatmanın mümkün olmadığını söylerken Memento’yu örnek verdi. Film kronolojik olarak geriye doğru ilerliyordu ancak altında oldukça tanıdık bir üç perdelik dramatik yapı bulunuyordu.

Yönetmenin yaklaşımı basit: Seyirciye bir yerde sağlam ve tanıdık bir zemin bırakıp başka bir yerde kuralları bozmak. Nolan’a göre yenilik, bütün anlatı geleneklerini çöpe atmaktan değil, hangilerinin korunup hangilerinin değiştirilmesi gerektiğine karar vermekten doğuyor.

Röportajın yıldızı yalnızca Nolan olmadı

Söyleşinin internette yayılmasında Zhong Shu’nun hazırlığı da önemli rol oynadı. Sosyal medya yorumlarında özellikle soruların birbirinin devamı olması ve Nolan’ın verdiği yanıtların yeni sorularla derinleştirilmesi öne çıkarıldı. Pek çok kullanıcı bunu The Odyssey basın turunun en güçlü röportajlarından biri olarak nitelendirdi.

Bu hazırlık tesadüf de değil. Zhong Shu, kendi podcastinde daha önce Homeros’un The Odyssey’sine yaklaşık 44 dakikalık ayrı bir bölüm ayırmış; eserin yapısını, felsefi yönünü ve Odysseus karakterini incelemişti.

The Hollywood Reporter’ın da söyleşiyi günler sonra ayrı bir haber hâline getirmesi, konuşmanın standart bir tanıtım röportajının sınırlarını aştığını gösteriyor.

The Odyssey basın turunun en ilginç sorusu kamera hakkında değildi

Nolan’ın IMAX tutkusu The Odyssey’nin üretim hikâyesinin önemli bir parçası. Film tamamen IMAX formatında çekildi ve yönetmen basın turunda bunun teknik zorluklarını uzun uzun anlattı.

Fakat Çin’deki söyleşinin gördüğü ilgi başka bir şeyi hatırlattı: Seyirci yalnızca Nolan’ın bir filmi nasıl çektiğini değil, neden o şekilde anlattığını da merak ediyor.

Yaklaşık üç bin yıllık bir metni 2026 seyircisine uyarlarken kahramanlık, suçluluk, kibir ve ahlak kavramlarının değiştirilmesi gerekir mi? Homeros’un Odysseus’u günümüz seyircisinin karşısına aynı hâliyle çıkarılabilir mi? Yoksa her uyarlama, kaçınılmaz olarak kendi çağının değerlerini eski hikâyenin içine mi taşır?

Nolan–Zhong Shu söyleşisini The Odyssey’nin diğer basın görüşmelerinden ayıran şey tam olarak bu oldu. Birkaç dakikalığına IMAX kamerası kenara bırakıldı ve kameranın arkasındaki yorum konuşulmaya başlandı.

Bu haberi paylaş

Diğer Film Haberleri

Tüm Haberler
CINE5

CINE5, film ve dizileri keşfetmenizi, ücretsiz içerikleri izlemenizi ve hangi platformlarda yayınlandığını öğrenmenizi sağlayan yeni nesil eğlence platformudur.

Copyright © 2026 CINE5, Tüm hakları saklıdır.