Back to the Future'ın Orijinal Sonu Çok Daha Karanlıktı
Collider
Robert Zemeckis'in yönettiği Back to the Future, 1985 yılında sadece 190 milyon dolar hasılat elde ederek yılın en büyük filmi olmakla kalmadı, aynı zamanda neredeyse dört on yıl sonra hala en sevilen filmlerden biri olarak anılmaya devam ediyor. Başrol oyuncusu Michael J. Fox'u 80'lerin en büyük yıldızlarından biri haline getiren bu film, herkesin kendi DeLorean'ına sahip olma isteği uyandırdı. Ancak bu başarıya rağmen, Back to the Future'ın sinemaya uyarlanması sürecinde birçok zorluk yaşandı. Zemeckis ve senarist Bob Gale, hikayenin bir annenin gelecekteki oğlu ile aşık olmasını içermesi nedeniyle Disney dahil birçok stüdyodan olumsuz yanıt aldı.
Film nihayet üretime geçtiğinde, Fox değil, Eric Stoltz Marty McFly olarak seçilmişti. Stoltz'un işten çıkarılmasının ardından, filmin büyük bir kısmı Fox ile yeniden çekilmek zorunda kalındı. Back to the Future'ın senaryosunda da bazı sorunlar vardı. Örneğin, hepimizin sevdiği DeLorean zaman makinesi aslında başlangıçta sabit bir buzdolabı boyutunda bir kutu olarak tasarlanmıştı. Bu durum, filmin gidişatını oldukça farklı bir yöne çekebilirdi. Ayrıca, Doc Brown'un (Christopher Lloyd) Marty'yi 1985'e geri göndermesi gereken heyecan verici final sahnesi de orijinalde çok daha farklı bir şekilde kurgulanmıştı; Marty'nin bir nükleer patlama sırasında araç kullanması planlanıyordu.
Back to the Future'ın başlangıç noktası, Marty McFly'ın DeLorean'ı kullanarak teröristlerden kaçarken 1955 yılına yanlışlıkla taşınmasıyla başlıyor. Artık var olmadığı bir dünyada sıkışıp kalan Marty, gelecekteki doğumunu mahvediyor çünkü babası George (Crispin Glover) ile annesi Lorraine'in (Lea Thompson) tanıştığı anı mahvediyor. En büyük kabus, annesinin Marty'ye aşık olmasıyla gerçekleşiyor; ancak tüm bu garipliklerin üstesinden gelmek, Marty'nin kendi zamanına geri dönmesini sağlayamazsa bir anlam ifade etmiyor.
Back to the Future'ın üçüncü perdesi, George'un kendini savunması ve Lorraine'in sevgisini kazanmasıyla bir zafer haline geliyor. 1955'teki Doc Brown, Marty'yi geleceğine geri göndermek için Hill Valley saat kulesine yıldırım düşeceği zamanı tam olarak biliyor ve bu yüzden saatin üzerine bir tel yerleştiriyor. Plan, Marty'nin DeLorean ile tam yıldırım düştüğü anda bu teli yakalaması ve zaman makinesinin çalışması için yeterli gücü elde etmesi. Tüm bu aksiliklerin en heyecan verici şekilde gerçekleşmesi, Back to the Future'ı tüm zamanların en büyük filmlerinden biri haline getiriyor.