Netflix'in Lord of the Flies uyarlaması etkileyici ve büyüleyici bir yapım
The Hollywood Reporter
William Golding'in 1954 yılında yazılan Lord of the Flies romanı, ekrana uyarlanmış gibi görünse de aslında çok nadir olarak sinemaya veya televizyona aktarılmıştır. Peter Brook'un 1963 yapımı ve Harry Hook'un 1990 yapımından başka önemli uyarlamalar bulunmamaktadır. Netflix tarafından Kuzey Amerika dağıtım hakları alınan yeni dizi versiyonu, bu klasik eserin en kapsamlı ve başarılı uyarlamalarından biri haline gelmiştir. Jack Thorne'un senaristliği ve Marc Munden'in yönetmenliğinde hazırlanan dizi, BBC iPlayer ve BBC One için üretilmişti ve daha sonra Netflix tarafından satın alınmıştır.
Lord of the Flies'ın evrimi incelendiğinde, bu eserin modern kültür üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olduğu görülür. Battle Royale'dan Yellowjackets'e, The 100'den Survivor'a kadar birçok yapım doğrudan bu romanın izinde yürümektedir. Lost, The Society ve daha birçok yapım, Golding'in eserinde bulacağı DNA'yı taşımaktadır. Netflix'in yeni uyarlaması, bu güçlü mirasın farkında olarak, kendi özgün yorumunu ortaya koymaktadır.
Thorne'un yazarlığı sayesinde, bu dizi Adolescence'ın tropikal versiyonu gibi görünmektedir ve internetin ortaya çıkmasından çok daha önce, genç erkeklerin tehlikeli biçimde kusurlu ilkel içgüdülerine sahip olduğunu hatırlatmaktadır. Cristobal Tapia de Veer'in müzik skorları, hayvan aleminin primitif seslerini koral ezgilerle harmanlayarak The White Lotus'un esasında Lord of the Flies olduğunu anımsatır.
Dört saatlik bu mini dizi serinin en büyük başarısı, kaçınılmaz kıyaslamalara rağmen, kendine has bir yapıt olarak ortaya çıkmasıdır. Yapım, kaynak materyale ne kadar sadık kalındığını ve aynı zamanda ne kadar cesur bir yeniden yorumlama yapıldığını gösteren, son yılların en etkileyici televizyon uyarlamalarından biridir. Dizi, akış platformlarında sık görülen aşırılıktan biraz mustariptir, ancak bu fazlalıklar duygusal etkileri maksimize etme amacı taşımaktadır.
1950'lerin bir döneminde yeşildeniz bir adada başlayan hikaye, bir uçak kazasıyla yalnız kalan çocuklar ve gençleri konu almaktadır. Hiçbir yetişkin hayatta kalmamıştır ve bu topluluğun kendi başlarına hayatta kalmaları gerekmektedir. Başrolü oynayan Winston Swayers'ın Nicky karakteri, "Piggy" lakabıyla çocukluk döneminin zalimliğine maruz kalmaktadır. Familyar bir hikaye olmasına rağmen, eser hâlâ izleyicileri şok etme gücüne sahiptir.