Danny Boyle, AI’ın gazetecilerin yerini alabileceğini söyledi

Article image

Danny Boyle, Hollywood’un en hararetli tartışmalarından birinin tam ortasına girdi.

Oscar ödüllü yönetmen, Telluride Film Festivali sırasında verdiği yeni röportajda Ink'in yapımında generative AI kullandıklarını ilk kez açık biçimde doğruladı. Boyle’a göre teknolojinin filmde kapladığı toplam süre yaklaşık 30 saniye.

Eski fotoğrafları AI ile hayata döndürdüler

Boyle’ın anlattığına göre yapay zekâ kullanımının önemli bölümü, artık fiziksel olarak yeniden yaratılması güç olan 1960’lar ve 70’ler Londra’sını göstermek için kullanılan arşiv fotoğraflarını hareketlendirmeye ayrıldı.

Yönetmen özellikle Fleet Street’in bugünkü haliyle dönemin gazete dünyasını karşılamadığını ve bazı tarihsel görüntülerin bu nedenle fotoğraflar üzerinden yeniden oluşturulduğunu anlatıyor.

Boyle ayrıca Margaret Thatcher’ın filmdeki kısa görüntüsünün AI yardımıyla hayata geçirildiğini açıkça söyledi. Film Venedik’te gösterildikten sonra izleyiciler Thatcher ile ünlü Londralı suçlular Kray kardeşlerin görüntülerinde yapay zekâ kullanılıp kullanılmadığını tartışmaya başlamıştı; Deadline da Boyle’ın yeni açıklamasının bu görüntülere ilişkin şüpheleri doğruladığını aktardı.

Boyle, Thatcher’ı taklit eden bir oyuncu kullanmak istemediğini; doğrudan tarihsel figürün kendisini görüntüye taşımayı tercih ettiğini belirtiyor.

Gazete bürosundaki fareler de gerçek değil

Generative AI yalnızca insan görüntülerinde kullanılmadı.

Boyle, The Sun bürosunda koşturan farelerin de yapay zekâyla oluşturulduğunu açıkladı. Bunun arkasında yönetmenin yıllar önce yaşadığı başka bir deneyim var.

28 Days Later'ın açılışında gerçek şempanzeler kullanan Boyle, o dönem PETA’dan tepki aldığını ve daha sonra hayvanların yer aldığı sahnelerde bilgisayar efektlerine yöneldiğini anlatıyor. Yönetmene göre AI özellikle hayvan üretiminde oldukça kullanışlı bir araç haline geldi.

“Doğru ve saygılı kullanılırsa yararlı”

Boyle, generative AI’ı tamamen reddeden bir noktada da durmuyor.

Yönetmen teknolojiyi “birçok açıdan çok yararlı bir araç” olarak gördüğünü ancak kullanım biçiminin belirleyici olduğunu söylüyor. Özellikle gerçek oyuncuların dijital karşılıklarının yaratılması durumunda oyuncuların izin ve ücret konularının korunması gerektiğini vurguluyor.

Boyle açısından AI, doğru sınırlar içinde kullanıldığında geleneksel animasyon veya görsel efekt araçlarından oluşan kutuya eklenen yeni bir teknoloji.

Tam burada Ink'in AI kullanımıyla yönetmenin birkaç gün önceki açıklamaları arasında ilginç bir gerilim ortaya çıkıyor.

Birkaç gün önce “AI gazetecilerin yerini alabilir” demişti

Ink, 2 Eylül’de 83. Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olarak dünya prömiyerini yaptı. Boyle festivalde filmin anlattığı medya dönüşümünden söz ederken günümüz gazeteciliğinin karşı karşıya olduğu yapay zekâ tehdidine de değindi.

Yönetmenin asıl endişesi AI’ın görüntü oluşturması değil, gazetecinin kendisinin yerine geçmesi.

Boyle, teknoloji şirketlerinin daha ucuz ve verimli AI gazetecileri geliştirebileceğini belirterek çok daha rahatsız edici bir soru sordu: Bu yapay gazeteci, kendisini yaratan güce karşı gerçekten hesap sorabilir mi?

Boyle’a göre gazetecilik bir toplumun temel ayaklarından biri ve yapay zekânın özellikle iktidarı denetleme işlevini devralması ciddi bir risk taşıyor.

Dolayısıyla ortaya ilk bakışta ironik ama aslında daha ince bir pozisyon çıkıyor: Boyle AI’ın sinemada araç olarak kullanılmasını savunuyor, insanların yerine geçirilmesine ise karşı çıkıyor.

Ink, Murdoch’un The Sun devrimini anlatıyor

Bu tartışmanın Ink gibi bir film etrafında yaşanması da ayrıca dikkat çekici.

James Graham’ın aynı adlı tiyatro oyunundan uyarlanan yapım, Rupert Murdoch’un 1969’da The Sun'ı satın almasını ve editör Larry Lamb ile birlikte gazeteyi İngiliz basınının en büyük tabloid güçlerinden birine dönüştürmesini anlatıyor.

Guy Pearce, Rupert Murdoch’u; Jack O’Connell, Larry Lamb’i; Claire Foy ise Jules Davies’i canlandırıyor.

Film, başlangıçta eski İngiliz medya düzenine karşı enerjik bir meydan okuma gibi görünen bu dönüşümün zamanla sansasyon, siyasi güç ve tiraj uğruna şekillenen çok daha karanlık bir medya düzenine nasıl dönüştüğünü inceliyor.

Film aralıkta sinemalara geliyor

116 dakikalık Ink, Venedik’in ana yarışmasında gösterildi ve ilk eleştirilerde özellikle Jack O’Connell’ın performansı ile Boyle’ın yüksek tempolu rejisi öne çıktı.

Netflix’in mevcut takvimine göre film 11 Aralık 2026’da seçili sinemalarda, 8 Ocak 2027’de ise ABD ve Latin Amerika’da Netflix’te yayınlanacak.

Похожие Новости

Все Новости