Agatha All Along: WandaVision'un Devamı İçin Mükemmel Bir Seçenek
Collider
Wanda Maximoff (Elizabeth Olsen) ve Vision (Paul Bettany), WandaVision'dan önce de hayranların favori karakterleri arasında yer alıyordu. Captain America: Civil War ve Avengers: Infinity War, izleyicilere bu ikilinin gelişen ilişkisine dair ipuçları sunmuştu. Paul Bettany'nin HappySadConfused Podcast'inde belirttiği gibi, WandaVision ile başlayan üçlemenin ikinci halkası olan Agatha All Along, Marvel'ın uzun zamandır sunduğu en iyi anlatılardan biri olarak öne çıkıyor. Marvel dizileri bazen MCU'nun tanımlayıcı özelliği olan bağlantılılık çizgisini sürdürmekte zorlanmış olsa da, Agatha All Along, WandaVision'dan mükemmel bir geçiş sağlıyor ve VisionQuest'in Ekim ayında çıkmadan önce izlenmesi gereken bir yapım.
Agatha All Along, WandaVision'dan yaklaşık üç yıl sonra geçiyor ve Wanda'nın büyüsünden kurtulan Agatha Harkness (Kathryn Hahn), güçlerini geri kazanma peşinde. Wanda'nın güçlerini almasının ardından, Agatha diğer Cadılarla birlikte Cadıların Yolu'na doğru bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta, kimliği gizli bir büyü altında olan Teen (Joe Locke) de yer alıyor. Her cadının kendine özgü bir kişiliği var; Lilia'nın (Patti LuPone) vizyonları nedeniyle görünüşte saf bir tavrı varken, Aubrey Plaza'nın canlandırdığı Rio, Agatha'nın sert dış görünümünün ardındaki gerçeği görebilen tek kişi gibi görünüyor. Agatha All Along, karakterler arasında ilginç bir dinamik yaratıyor.
Dizinin sunduğu sürprizler, gizemli kimliklerin açığa çıkması ve klasik MCU aksiyonu, Agatha All Along'u hem gerekli hem de keyifli bir izleme deneyimi haline getiriyor. WandaVision'un annelik temalarını derinlemesine işleyen bu yapım, izleyicilere unutulmaz bir deneyim sunuyor.