Son 5 Yılın En İyi 10 HBO Dizisi Sıralandı
Collider
HBO, kaliteli televizyon prodüksiyonunda asla yanlış adım atmayan bir ağ olarak tanınıyor. Son beş yılda da kendini ispat etmeye devam ederek, farklı, amaçlı ve izleyicinin duygusal yatırımına değer kanallar ortaya koymakta başarılı olmuştur. Geniş çaplı fantezi destanlarından prestijli dramalar, tuhaf komediler ve türü aşan deneysel yapımlara kadar, ağın sunduğu içerik sadece güçlü değil, aynı zamanda izleyicileri sürekli heyecanlandıracak çeşitlilikte olmuştur. Bu başarı ödül sezonlarında da kendini göstermiş, HBO son beş yılda türlerini yeniden tanımlayan birçok dizi sunmuştur.
The Last of Us, mantar salgınıyla harap olmuş apokaliptik bir Amerika'da geçiyor. Katı kaçakçı Joel (Pedro Pascal), olası bir aşı geliştirmenin anahtarı olabilecek genç Ellie'yi (Bella Ramsey) ülke çapında taşıması görevi verilir. Başlangıçta salt bir iş işleminden ibaret olan bu görev, ikili düşman insanlar, militarist gruplar ve geçmişin hayaletleriyle karşılaşırken beklenmedik bir bağa dönüşür. Video oyunu uyarlaması olarak The Last of Us, hayatta kalmanın hem fiziksel hem de duygusal bir maliyet olduğunu gösteriyor. Başroldeki oyunculuların kariyerinin en iyi performanslarıyla birlikte, bu yapım gerçekten rahatsız edici ve inanılmaz derecede duygu yüklüdür.
House of the Dragon, Game of Thrones'tan neredeyse 200 yıl öncesine ayarlanmıştır. Targaryen Hanedanı'nın Viserys Kral (Paddy Considine), yüzyılların geleneğini kırarak kızı Prenses Rhaenyra'yı (Milly Alcock, sonra Emma D'Arcy) halef olarak seçer. Ancak Viserys yeniden evlenip bir oğlu olunca, diyar ve ailesi Demir Taht'a kimin meşru hakkı olduğu konusunda keskin bir tartışmaya girer. Targaryen hanedanının ünlü spektaklüne odaklanmak yerine House of the Dragon, iktidarın psikolojisine yoğunlaşır; iktidarın ilişkileri nasıl çarpıttığı, gerçeği nasıl bozduğu ve zamanla güveni nasıl aşındırdığını gösterir.
Somebody Somewhere, öz kız kardeşinin ölümünden sonra Sam (Bridget Everett) Kansas'taki memleketi, bir zamanlar tanıdığı bir yere döner. Etrafındaki insanlardan tamamen kopma noktasında iken, eski sınıf arkadaşı ve şu anda meslektaşı olan Joel (Jeff Hiller) ile beklenmedik bir bağ kurur. Joel, kendini ifade etme ve kırılganlığı kucaklayan bir topluluğa onun giriş kapısı olur. Dönem içinde iyileşmenin yavaş, çoğu zaman rahatsız edici süreci anlam bulur ve mizah basit punchline-yönelimli değil, karakterlerin basit şekilde var olmalarıyla gelişir.
A Knight of the Seven Kingdoms, Game of Thrones'un başka bir spin-off'u olmakla birlikte, daha dar kapsamı sayesinde özel bir cazibeye sahiptir. Alçakgönüllü fakat naif şövalye Ser Duncan the Tall (Peter Claffey), genç çırak Egg (Dexter Sol Ansell) ile birlikte amaç ve fırsat arayışında diyarın içinde yolculuk yapar. Turnuvalar, politik gerginlikler ve tuhaf tesadüfi karşılaşmalardan geçen yolculukları, Egg'in sanılandan çok daha önemli olduğunu yavaş yavaş ortaya koymaktadır.