Humboldt USA, Alexander von Humboldt'un Doğayla İlişkisini Konu Alan Belgeselin Dünya Prömiyeri

The Hollywood Reporter

Article image
G. Anthony Svatek'in ilk uzun metraj belgesel filmi Humboldt USA, 19. yüzyıl Alman doğabilimci ve polimati Alexander von Humboldt'un adım adım izleyerek Amerika Birleşik Devletleri'ndeki doğayla ilişkimizin nasıl değiştiğini araştırıyor. Humboldt, kendisinden daha fazla tür ve yere ad verilen bir başka insan olmadığı kadar etkileyici bir figür olup, doğayı "birbirine bağlı yaşamların bir ağı" olarak görmek fikrini 19. yüzyılın başında ortaya atmıştır; bu fikir günümüzde iklim değişikliği tartışmalarında da sıklıkla kendine yer bulmuştur.

Film, antik sekoya ormanlarından New York eyaletindeki bir parkway'e ve Nevada'nın parlak ışıklarına kadar uzanarak çeşitli konumlardaki insanların hikayelerini, Humboldt'un kendi sözleri ve düşüncelerini, ve yönetmenin perspektifini dokuyarak renkli bir mozaik oluşturuyor. Bu bileşim, doğabilimciye yönelik oyuncu ama aynı zamanda çatışmalı bir aşk mektubu olarak şekilleniyor.

Humboldt USA, 22 Nisan Çarşamba günü İsviçre'nin Nyon şehrinde düzenlenen 57. Visions du Réel belgesel festivali'nin uluslararası uzun metraj yarışmasında dünya prömiyerini gerçekleştirecek. Bunun ardından film, Müze'nin "cesur yeni sinema" odaklı festivali First Look'ta 2 Mayıs'ta Amerika Birleşik Devletleri ve Kuzey Amerika prömiyerini yapacak.

Filmin basın notları, "Alexander von Humboldt'un adını taşıyan sayısız yer Amerika Birleşik Devletleri'nde hala mevcuttur — garip doğabilimci, vizyoner ekoloji bilimci, şimdi büyük ölçüde unutulmuş" ifadesini vurgulamaktadır. Yönetmen, şehir merkezindeki aktivistlerden sekoya ormanlarını tarayanlar ve büyükbaş koyunları yeniden tanıtmaya çalışanlar dahil günümüzün yaşamlarını dokuyarak bu üç olası ortak noktayı kullanarak modern toplumun doğayla olan ilişkisini sorguluyor.

Bu belgesel, doğanın ve insan eylemlerinin karmaşık bağlantısını keşfederek, Humboldt'un 200 yıl önce ortaya attığı fikirlerin hala ne kadar geçerli olduğunu göstermeye çalışıyor. Film, çevre aktivizmi, bilim ve kişisel bağlantıları bir araya getirerek, izleyicileri kendilerinin de bu "yaşamlar ağının" bir parçası olduğunu hatırlatıyor.