Stargate: SG-1'in Gizli Başarısı ve Etkisi

Collider

Article image
Bilim kurgu türü, yıllar içinde Star Wars ve Star Trek gibi birçok franchise'ın doğuşuna tanıklık etti. Ancak en az bilinenlerden biri, Stargate franchise'ıdır. Stargate: SG-1 ile başlayan bu serinin yapımcıları Brad Wright ve Jonathan Glassner, 25 yıl sonra bile sadık bir hayran kitlesine sahip olan bir diziyi hayata geçirdikleri için takdiri hak ediyorlar. SG-1, sadece bir televizyon dizisi olmanın ötesine geçerek, geniş bir franchise'ın temelini oluşturdu. Özellikle Peacemaker ve Loki gibi dizilerin film evrenlerinden türediği günümüzde, SG-1'in beklenmedik bir başarı ile ortaya çıkması dikkat çekici.

SG-1, Showtime ile MGM Studios arasındaki bir anlaşma sonucunda hayata geçti. MGM, Stargate filminin haklarına sahipti ve film, gişede büyük bir başarı elde edince, yönetmen ve senarist Roland Emmerich ile yaratıcı ortağı Dean Devlin, iki yeni Stargate filmi önerdiler. Bu filmlerde, Dünya kültüründeki çeşitli mitlerin kökenlerine inilecek ve Stargate üzerindeki yazıların aslında diğer uzaylı dünyaların koordinatları olduğu ortaya konacaktı. Ancak MGM, daha fazla değer gördüğü için bir televizyon dizisi üretmeye karar verdi.

Wright ve Glassner, daha önce Showtime'ın The Outer Limits dizisinde çalışmışlardı. İkili, Stargate filmlerinin olaylarından yaklaşık bir yıl sonra geçen bir hikaye oluşturdu ve baş karakterler Jack O'Neill (Richard Dean Anderson) ile Dr. Daniel Jackson'ı (Michael Shanks) geri getirdi. O'Neill ve Jackson, teknoloji dehası Samantha "Sam" Carter (Amanda Tapping) ve gizemli uzaylı savaşçı Teal'c (Christopher Judge) ile birlikte özel bir "SG" ekibinin parçası oldular. SG-1 boyunca, ekip Stargate'i kullanarak diğer dünyalara seyahat etti ve şekil değiştiren Goa'uld gibi yıldızlar arası tehditlerle yüzleşti.