Son Yedi Yılda İzlenmesi Gereken 10 Film

Collider

Article image
2020'ler, popüler inancın aksine, sinema için harika bir on yıl olmaya başladı. Medya şirketlerinin birleşimi, yeni filmlerin dijital platformlarda yayınlanması, parçalanmış siyasi gerçeklik ve sosyal medya bağımlılığı gibi sorunlar sinema salonlarına gitmeyi zorlaştırsa da, umut verici birçok klasik film ortaya çıktı. Son yedi yıl, sinemacıların yeni teknolojileri, modernist fikirleri ve yaratıcı dağıtım stratejilerini kullanarak günümüz dünyasına uyum sağlayan eserler üretmelerine tanıklık etti.

Bu dönemde birçok başyapıtın daha ortaya çıkacağı kesin, ancak mevcut seçenekler bile sinemanın canlı ve güçlü olduğunu gösteriyor. Öne çıkan yapımlardan biri olan The Father, yaşlanmanın gerçeklerini sinematik bir şekilde ele alan etkileyici bir dramadır. Anthony Hopkins'in canlandırdığı yaşlı bir adam, hafızasını kaybetmeye başladıkça düşünceleri üzerinde kontrolünü kaybettiğini fark eder. Florian Zeller'ın yönetmenliğiyle hayat bulan bu eser, sahne oyunundan uyarlanmış olmasına rağmen, sinema dünyasında kendine sağlam bir yer edinmiştir.

The Father, Hopkins'in kariyerinin en büyük performanslarından birine ev sahipliği yapıyor. Yaşlanan veya hasta bir yakınla ilgilenen herkesin bu acı dolu ve gerçekçi dramayla bağ kurması mümkün. Diğer bir dikkat çekici yapım ise Wes Anderson'ın Asteroid City’si. Bu film, Anderson’ın kariyeri boyunca işlediği temaların olgunlaşmasını yansıtıyor ve yalnızlık, kayıp ve depresyon gibi konularla başa çıkmak için hikaye anlatımının nasıl bir araç olabileceğini inceliyor.

Asteroid City, konusunun ciddiyetine rağmen parlak bir şekilde aydınlatılmış ve retro-fütüristik bir tasarıma sahip. Anderson, genellikle harika bir oyuncu kadrosu oluşturma konusunda başarılıdır, ancak bu filmde Jason Schwartzman'dan aldığı performans belki de en iyisi. Schwartzman, Anderson’ın gençlik draması Rushmore ile çıkış yapmıştı, bu nedenle ikilinin yeniden bir araya gelmesi oldukça anlamlı.